AVAIAN INFLUENZA (KUŞ GRİBİ)

VE

VETERİNER HALK SAĞLIĞI

 

Viral Sınıflandırma ve Genetik Yapı

1997’den Bu Yana İnsanda Belgelenmiş Kuş Gribi Örnekleri

Avian Influenza Virusunun Dayanıklılığı

Kanatlılarda Hastalık Bulguları

Hastalığın Bulaşması ve Yayılması

Otopsi Bulguları

Kuş Gribinin İnsanlar İçin Tehlikesi

Klinik ve Otopsi Bulguları

Biyolojik Silah Olarak Kuş Gribi

Hastalıktan Korunma.

Avian İnfluenza ve Pandemi Değerlendirmesi

Hayvanlarda Korunma Önlemlerinin Alınması

Kuş Gribinin İnsanlar İçin Tehlikesi

Etkin Biyogüvenlik

Kuşa Özgü Influenzavirus A H5n1 Suşunun Yayılması

İnsanlarda Korunma Önlemlerinin Alınması

Kaynaklar.

 

 GİRİŞ

Avian influenza, halk arasında tavuk vebası veya kuş gribi olarak da bilinen, Orthomyxoviridae familyasındaki viruslardan, influenza A grubu virüslerin neden olduğu, kanatlı hayvanlarda solunum ve sinir sistemine ait belirtilerle birlikte yüksek morbidite ve mortalite hızı ile seyreden akut bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık çok büyük ekonomik kayıplara yol açmaktadır.

Avian influenza 100 yıl önce ilk olarak  İtalya’da tanımlanan ve dünyanın değişik yerlerinde de zaman zaman epidemiler şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastalığın doğal taşıyıcısı göçmen su kuşları -özellikle yaban ördekleri-dir. Su kuşları enfeksiyona dirençlidir ancak, diğer kuşlar duyarlıdır. Evcil kanatlı hayvanlardan tavuklar ve hindiler hastalığa oldukça duyarlı olup, bu hayvanlarda epidemiler şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Etken daha çok ördeklerden izole edilmekle birlikte hindi, tavuk, sülün, evcil kaz, bıldırcın, tavus kuşu, muhabbet kuşu, martı, bataklık kuşları, keklik, deniz kuşları, beç tavuğu ve papağan cinslerinden de izole edilmiştir.

Hastalık tavuklarda  1871 de ilk defa saptanmış ve fowl plague olarak adlandırılmıştır. Hastalık etkeninin virüs olduğu 1901 de tespit edilmiş 1930 da insan influenza virüsü izole edilmiş, 1955 de Schofer kanatlılarda influenza virüsünü izole etmiştir .

 

VİRAL SINIFLANDIRMA VE GENETİK YAPI

Aile      : Orthomyxoviridae

Tür       : Influenza

80-120 nm. çapında

Tip       : A, B, and C

Tip belirlemesi virus zarfında yer alan M proteinlerinin antijenik karakterlerine ve virus partiküllerindeki nücleoproteinlere göre yapılır.

Influenza A virusu insan, domuz, tek tırnaklılar, kanatlılar ve deniz memelilerinde hastalığa neden olur. Tipe bağlı olarak insanlarda pandemik hastalık görülebilir. 

Influenza B virusu yalnızca insanlarda hastalığa neden olur.

Influenza C virusu insan ve domuzlarda hafif enfeksiyona neden olur ki bu durum nadiren görülür.

HPAI ve LPAI’ nın nedeni influenza A viruslarıdır.

Virus zarf gilikoproteinleri hemagglutinin (HA) ve neuraminidase (NA) aktivitesine sahiptir. Bu durum A, B ve C viruslarının alt tiplendirmelerinde kullanılır.

influenza A virusları için 16 değişik HA antijeni ( H1 – H16) ve 9 değişik NA antijeni ( N1 – N9 ) vardır. Daha önceleri 15 değişik HA antijeninin olduğu bilinmekteydi. Son yapılan araştırmalarda yeni bir alt H16 tipi 1999 da İsveç ve Hollandada yakalanan siyah başlı martılardan izole edilmiştir. Ve 2005’de bu çalışma yayınlanmıştır ( Fouchier 2005).

Influenza A’ nın 16 HA ve 9 NA alt tipleri kanatlılarda tespit edilebilir. Ancak yalnızca H5 ve H7 alt tipleri HPAI’ ye neden olur. 

AVİAN INFLUENZA VİRUSUNUN DAYANIKLILIĞI

           

Virüs kümes şartlarında kolayca tahrip olmaktadır. Virüs deterjanlar gibi lipid solventlere, formolin, β-propiyolaktan, dilue asitler, eter, sodyum deoksikolat, hidroksilamin, sodyum deoksil sülfat ve amonyum iyonlarına, deterjanlara duyarlıdır. Isıtma, yüksek  pH ve izotonik olmayan karışımlar ve kurutma ile inaktive olurlar.

Influenza virusları çevresel ortamda ve özellikle serin ve nemli koşullarda uzun zaman sürelerinde canlılıklarını korurlar. Dışkı materyalinde enfektivite 4°C’de 30-35 gün, 20°C’de 7 gün sure ile muhafaza olduğu, ayrıca Influenza virusları çok fazla su kuşlarının bulunduğu göllerden ve havuz sularından izole edilmiştir.

İnfluenza virüsü karkaslarda ortam sıcaklıklarında yalnızca birkaç gün canlılığını koruyabilirken, buzdolabı sıcaklıklarında 23 güne kadar canlı kalır. Viremik safhada işlenen kuşlar virüs içeren kanları veya dışkı materyali ile diğer karkasları bulaştırırlar. Paketleme ve depolama sırasında oluşabilen damlama da enfekte karkaslardan kontamine olmuş olmaları ihtimalinden dolayı önemlidir.

Influenza A virusu özellikle donduruluş materyallerde aktivitesini uzun süre devam ettirir. 22ºC  de 4 gün ve 0ºC de 30 gün canlı kalır.

Yapılan çalışmalarda evcil ördeklerden izole edilen H5N1’ in 37ºC de 6 gün canlı kaldığı anlaşılmıştır.

56ºC de 3 saat veya 60ºC de 30 dakikada , pH asidik ise ,etkili dezenfektanlarla yeterli temas süresi sağlandığında Virusun inaktivasyonu aşağıdaki şartlarda mümkün olur :

 

Tavuk vebası virüsü  yumurta ve ürünlerinde aşağıdaki sıcaklıklarda inaktive edilmektedir. 

 

 Ürün

Sıcaklık (°C)

Süre

Tüm yumurta

60

210 saniye

Tüm yumurta karışımları

60-61.1

372-210 saniye

Sıvı yumurta akı

55.6-56.7

372-210 saniye

%10 tuzlu yumurta sarısı

62.2

372 saniye

%10 tuzlu yumurta sarısı

63.3

210 saniye

Kurutulmuş yumurta akı

67

15 gün

  

AI viruslarının kantlı etlerindeki  inaktivasyonu için ise  merkez sıcaklığın 70 °C  ye ulaştığı bir işlemde 1 saniyelik süre, virüsün kanatlı etinde inaktivasyonu için uygundur

HASTALIĞIN BULAŞMASI VE YAYILMASI

 Bulaşmada göçmen kuşlar önemli rol oynamaktadırlar. Enfekte kuşların gaitaları ve sekresyonları ile bulaşık yem, su, alet-ekipman, personel, kuluçkahanede kırılan yumurtalar yayılım nedenleridir.

Hastalığın yatay bulaşması ( hayvandan hayvana) çok rastlanan bulaşma şeklidir. Dikey bulaşma (tavuktan yumurta yoluyla civcive) ile ilgili kesin bir kanıt bulunmamakla beraber enfekte hayvanlardan elde edilen yumurtaların kabuklarında etkenin varlığı tespit edilmiştir. Virusun hava yolu ile taşınması bir kaç kilometre ile sınırlıdır. Ayrıca hastalık böcekler, kan emici sinekler ve rodentlerle enfekte hayvanlardan duyarlı olanlara mekanik olarak bulaşır. İnkubasyon periyodu birkaç saat ile iki üç gün arasında değişebilmektedir.

İnfluenzavirus A H5N1, ilk kez 1961’de Güney Afrika’da balıkçıllardan izole edilmiş olmakla birlikte, patojenitesi yüksek kuş gribi çok daha önceden, ilk kez 1878’de İtalya’da tanımlanmıştır. Kuş gribi virusunun doğal rezervuarı, yeşilbaş ördeklerdir ve enfeksiyona en dayanıklı olan kuşlar da.bunlardır. Virusları çok uzaklara taşıyabilmelerine ve dışkılarıyla çıkarmalarına karşılık, yalnızca hafif ve kısa süren bir hastalık geçirirler. Evcil ördeklerdeki enfeksiyon ise tıpkı tavuklar, hindiler, kazlar ve benzeri kümes hayvanlarındaki gibi öldürücüdür.

Virus, enfekte yabanıl kuşların dışkılarıyla kümes hayvanlarının arasına girebilir. Evcil kuşların serbestçe gezindikleri, yabanıl kuşlarla aynı kaynaktan su içtikleri ya da taşıyıcı durumdaki enfekte yabanıl kuşların dışkılarıyla kontamine olabilecek su kaynaklarını kullandıkları yerlerde, .enfeksiyonun yabanıl kuşlardan evcil kümes hayvanlarına bulaşma riski daha yüksektir. Canlı kuşların sıkışık ve sağlıklı olmayan koşullarda satıldığı pazarlar da bir başka yayılma kaynağı olabilir.  Bulaşama aşağıdaki şekilde özetlenebilir

Kuşlardan kuşlara bulaşma şekli :

Hayvanlar birbirine çok yakınsa hava yoluyla

Kontamine solunum sekresyonları yada dışkı ile direk temas ile Vertikal bulaşmanın olmadığı bilinmektedir

Sürüler arasında bulaşmada rol oynayacak diğer faktörler ise : 

İnkubatörlerde kontamine yumurtaların sağlıklı civcivleri enfekte etmesi (OIE 2002)

Semptom görülmeyen enfekte hayvanların başka bir sürüye nakli. 

Kontamine ekipman, yumurta tepsileri, yem kamyonları, personel giysisi ve ayakkabıları gibi pek çok faktör yoluyla etkenin taşınması ( APHIS, Beard 1998)

Enfekte yabani kuşlar ve yabani ördeklerle temas

Enfekte dışkı ile bulaşık içme suyu

Rodentlerin enfeksiyon etkenini bir yerden diğer yere taşıması

Çöplerde barına sinekler ( 1983 – 1984 yıllarında Pensilvanyadaki enfeksiyona neden olan virusun taşıyıcıları olarak şüphelenilmiştir ) ( Beard 1998)

Hastalık bulaşıcıdır. 1 gram kontamine altlıkta 1 milyon kanatlıyı enfekte edebilecek kadar HPAI virusu bulunabilir (APHIS).  

            

        BİYOLOJİK SİLAH OLARAK KUŞ GRİBİ

Aşağıdaki faktörler nedeniyle kuş gribinin  potansiyel biyolojik silah olarak kullanılabileceği tehlikesi vardır :

  • Çok bulaşıcı bir hastalıktır

  • Yüksek mortalite oluşturur

  • Yüksek ekonomik kayıplara neden olur :

  • Fazla miktarda kanatlı ölecek yada imha idilecektir.

  • Tavuk ürünleri satışı olumsuz etkilenecektir.

  • Satışlar olumsuz etkileyeceğinden fiyatlar düşecektir.

  • Virus yüksek mutasyon özelliğine sahip olduğundan yeni suşlar oluşacak ve başka hayvan türleri de enfekte olabilecektir.

  • Hong Kong’da 1997 de görülen enfeksiyon hem insanların ve hemde kanatlıların hastalanabileceğini göstermiştir.  

 

AVİAN İNFLUENZA ve PANDEMİ DEĞERLENDİRMESİ

 

Hastalığın saklayıcısı (rezervuar) göçmen su kuşları, özellikle de yaban ördekleridir. Etken, bu hayvanların bağırsaklarında yaşar ve dışkılarıyla atılır. Enfekte olan kuşlar, virüsleri dışkılarıyla, salyalarıyla, burun ve boğaz akıntılarıyla etrafa yayarlar. Bunlarla temas eden duyarlı kanatlı hayvanların hastalığa yakalanması sonucu da kanatlı hayvanlarda büyük salgınlar ortaya çıkabilir. Kanatlı hayvanların avian influenza virüsüyle bir temasının söz konusu olması halinde, hastalığa yakalanma ve ölüm % 100 civarındadır. Hastalığın kanatlı hayvanlardaki belirtileri hayvan türüne ve virüsün hastalık tipine göre değişmekte olup hayvanlar genellikle belirtilerin ortaya çıkmasından iki gün sonra ölmektedir.

Enfeksiyonun asıl kaynağının göçmen kuşlar olması, hastalığın ülkeler ve kıtalar arası yayılmasının önlenmesinde oldukça büyük bir engel olarak durmaktadır.

Hastalık insanlara, hasta veya hastalıktan ölmüş hayvanlara temasla, enfekte kuşların dışkılarına, salyalarına, burun veya boğaz akıntılarına temasla veyahut da enfekte materyallerinin havaya karışması sonucunda solunumla bulaşabilmektedir.

İnfluenza A virüsünün H5N1 alt tipinin (serotip) insanlarda sebep olduğu hastalıklarda ateş, boğaz ağrısı, kas ve eklem ağrıları, öksürük, solunum güçlüğü ve viral pnömoni (zatürree) görülebilmektedir.

Avian influenza etkenlerinin, genel olarak insanlar için hastalık yapıcı özelliği bulunmamakla birlikte, hayvanlarla çok yakın teması olan kişilerin hastalığa yakalanabildikleri bildirilmektedir. Ancak, virüsün, yapısında mutasyonla meydana gelebilecek değişikliklerle, insandan insana bulaşma niteliğine de sahip olabileceği belirtilmektedir.

korkutan asıl husus da budur.

Bu cümleden olmak üzere, 2003 yılı Aralık sonlarında Güneydoğu Asya’daki bazı ülkelerde görülen kuş gribinden sonra hastalanan bazı kişilerde, bu ülkelerde kanatlılarda görülen kuş gribi etkeni olan H5N1 alt tipinin tespit edilmesi ve bu kişilerin de tavuk çiftlikleriyle alâkalarının olması, hastalığın insanlara da bulaşabileceği keyfiyetini gündeme getirmiştir. Kesin olarak kanıtlanmamakla birlikte, hastalığın insandan insana bulaşabilme yeteneğini kazanabileceği ifade edilmektedir. İşte bundan dolayı ilgili otoriteler çalışmalarını, H5N1 alt tipinin tetikleyici olabileceğini düşündükleri ve bütün dünyayı etkileyebileceğini tahmin ettikleri muhtemel bir grip salgınına (pandemi) odaklamışlardır.

Ülkemizde bugüne kadar gerek insanlarda gerekse tavuklarda kuş gribi vak’ası görülmemişti. Ancak, Manyas’ta görülen hindi ölümleri ve bu hayvanlara ait numunelerden ilgili lâboratuvarca avian influenza virüsünün H5 alt tipinin tespiti ve daha sonra referanslâboratuardan H5N1 olduğunun belirlenmesiyle, kuş gribi artık ülkemizdeki kanatlı hayvanlarda da görülmüş oldu.

Zaten, ülkemizin coğrafî özellikleri ve iklim yapısının, hastalığın saklayıcısı ve taşıyıcısı durumunda olan göçmen kuşlar için uygun bir yapı göstermesinden dolayı her zaman için bir riskin varlığı düşünülmekte ve çalışmalar da bu çerçevede yoğunluk kazanmaktaydı.

Sonuç olarak bir pandemi çıkması durumunda, bütün ülkeler için bir riskten bahsedilebilmektedir. Ancak, bunların sadece birer değerlendirmeden ve tahminden ibaret olduğu, işin özünün muhtemel bir pandemiye hazırlık amacı taşıdığı da bilinmelidir.

 

        KUŞ GRİBİNİN İNSANLAR İÇİN TEHLİKESİ

Kuş gribi virusları genellikle insanları doğrudan enfekte etmez ve insanlar arasında dolaşmaz. İnsanda kuş gribi viruslarıyla oluştuğu bildirilmiş doğal enfeksiyon sayısı çok azdır. Ancak gönüllü çalışmalarıyla kuş kökenli kimi viruslarla enfekte edilmiş insanlarda kısa süreli enfeksiyonların geliştiği de gösterilmiştir. İnsanlardaki olguların enfekte kümes hayvanları veya kontamine yüzeylerle temas sonucunda geliştiği düşünülmektedir. Kuş gribi viruslarının insanlar arasında tutunabilmesine karşı bir dereceye kadar etkili bir engelin bulunduğu açıktır. Bu engel, gen segmentlerinden bir ya da birkaçıyla ilişkilidir.

İnsandaki olgular, kümes hayvanları arasında patojenitesi yüksek kuş gribi salgınlarıyla eşzamanlı olarak görülmektedir. Çünkü kuşlardaki enfeksiyonun yayılması, insanların direkt enfeksiyonu için doğacak fırsatları artırır. Zaman içinde daha çok insan enfekte olup bunlar bir de insana ve kuşa özgü influenza virus suşlarıyla aynı anda enfekte olurlarsa, bu insanlar insandan insana kolayca bulaşmayı sağlayacak insan genlerine sahip olan yepyeni bir alt tipin yoğrulduğu bir hamur teknesi gibi işlev görebilir. Böyle bir olay, bir grip pandemisinin başlangıcı da olacaktır.

H5N1 suşunun sağlık çalışanları, aile bireyleri, tavukçuluk yapanlar ve tavuk imha ekiplerinde çalışanlarda insandan insana çok sınırlı bir biçimde de olsa bulaşabildiği anlaşılmaktadır. Bu gruplarda virusla enfeksiyonu gösteren H5 antikorları belirlenmişse de ağır hastalık gelişen bir olguyla karşılaşılmamıştır. Tavukçuluk yapanların %17’sinde, tavuk imha edenlerin %3’ünde, temaslı sağlık çalışanlarının %3.7’sinde, temas etmemiş sağlık çalışanlarının ise %0.7’sinde antikor saptanmıştır.

Kuşa özgü influenza virus H5N1 ile oluşan insan enfeksiyonunun klinik gidişine ilişkin yayımlanmış bilgiler sınırlıdır. 1997 Hong Kong salgınında hastalananlarda gripteki gibi tipik belirtiler (ateş, boğaz ağrısı, öksürük ve kas ağrıları), göz enfeksiyonları, pnömoni, akut sıkıntılı solunum sendromu (ARDS), lenfopeni, karaciğer enzim düzeylerinde yükselmeler ve pıhtılaşma bozuklukları gibi belirti ve bulgular bildirilmiştir. Salgın, gerek önceden sağlıklı erişkin ve çocukları, gerekse kronik tıbbi sorunları olanları etkilemiştir.

Şu anda hayvanlardaki bu kadar büyük ve yaygın bir kuş gribi salgınının yanında insan vakalarının sayısının kısıtlı kalması kuş gribi virüsünün kümes hayvanlarından insanlara geçişinin çok kolay gerçekleşmediğini göstermektedir. Ayrıca bugüne kadar yapılan araştırmalar henüz insandan insana etkin bir geçiş olduğunu göstermemiştir. Ancak bununla birlikte virüs iki mekanizma ile kolaylıkla ve hızla insandan insana geçme yeteneği kazanabilir. Bunlardan birincisi insanlarda gelişen kuş gribi enfeksiyonu sırasında halihazırda insanlarda dolaşan insan gribi virüsleri ile aynı anda enfeksiyon olması durumunda her iki grip virüsü genetik etkileşim geçirip daha önce insanlar arasında geçme yeteneği kazanmış olan insan grip virüsünden rahatlıkla insandan insana geçiş özelliğini alabilir. İkinci mekanizma ise insanda enfeksiyona neden olan kuş gribi mutasyona uğrayıp yine insandan insana bulaşma yeteneğine kazanabilir. Kuş gribinden asıl korku nedeni de budur.

Bulaşma Virüsün hava yolu ile taşınması bir kaç kilometre ile sınırlıdır. Ayrıca hastalık böcekler, kan emici sinekler ve kemiriciler vasıtasıyla enfekte hayvanlardan duyarlı olan hayvanlara mekanik olarak bulaştırabilmektedir. Kuluçka süresi birkaç saat ile 2-3 gün arasında değişebilmektedir.

Avian influenza 100 yıl önce ilk olarak İtalya’da tanımlanan ve dünyanın değişik yerlerinde de zaman zaman epidemiler şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastalığın doğal saklayıcısının göçmen su kuşları -özellikle yaban ördekleri- olduğu belirtilmektedir. Virüsün saklayıcıları enfeksiyona dirençlidir ancak, diğer kuşlar duyarlıdır. Evcil kanatlı hayvanlardan tavuklar ve hindiler hastalığa oldukça duyarlı olup, bu hayvanlarda hızlı fatalite ile seyreden epidemiler şeklinde otaya çıkmaktadır.

Hastalık kanatlılarda hafif bir hastalık tablosu şeklinde veya yüksek bulaşıcılık ve hızlı fatalite gösteren ciddî epidemiler halinde karşımıza çıkmaktadır. Hastalık etkeni enfekte hayvanlarla doğrudan veya dolaylı olarak temasta bulunan evcil kümes hayvanlarına bulaşmakta ve bu hayvanlar da şiddetli salgınlara sebep olabilmektedir. Hastalıkta morbidite ve mortalite hızları % 100’dür.

Son yapılan araştırmalar, virüsün esasen düşük patojeniteye sahip olduğu, ancak kanatlı popülâsyonu arasındaki kısa süreli dolaşımı ile mutasyona uğrayarak yüksek patojenite kazandığı merkezindedir.

 

 

        KUŞA ÖZGÜ INFLUENZAVIRUS A H5N1 SUŞUNUN YAYILMASI

Kuş gribi virusları, kuşları ve daha seyrek olarak domuzları infekte eder. İnfekte kuşlar, virusu tükürük, burun salgıları ve dışkılarıyla yayarlar. Hollanda'da ev kedilerinde gösterilen deneysel infeksiyon ve Tayland'da infekte kaplan ve leoparlardan H5N1 viruslarının izolasyonu, kedigillerin de infeksiyonu bulaştırabileceğini düşündürmektedir. Duyarlı kuşların infekte nazal, solunumsal ve fekal materyalle temas etmesi sonucu infeksiyon yayılır. Virus, hava yoluyla da yayılmakla birlikte, fekal-oral geçiş en önemlisidir. Patojenitesi yüksek virusla ilgili çalışmaların sonuçlarına göre, kontamine gübrenin 1 gramı 1 milyon kuşu infekte etmeye yetecek miktarda virus partikülü içermektedir. Patojenitesi yüksek kuş gribi virusları, çevrede özellikle düşük sıcaklıkta uzun süre etkinliğini koruyabilir. Virus, gübrede soğukta en az üç ay, suda 22°C’de 4 gün ve 0°C’de 30 günden fazla etkinliğini koruyabilir.

Sağ kalan kuşların H5N1 virusunu oral olarak ve dışkılarıyla en az 10 gün çıkarabildiği bildirilmiştir. Bu da canlı kümes hayvanı pazarlarındaki ve göçmen kuşlar aracılığıyla yayılmayı kolaylaştırmaktadır. Virus, kuş dışkısının kontamine ettiği toz ve toprak aracılığıyla, örneğin kontamine donanım, araçlar, yem, kafesler ve giyecekler, özellikle ayakkabılarla bir çiftlikten diğerine yayılabilir. Virusu, ayakları ve vücutlarında taşıyarak “mekanik vektör” rolünü oynayan kimi hayvanlar, örneğin kemiriciler de yayabilir. Bilgiler sınırlı olmakla birlikte, sineklerin de mekanik vektör olabileceği düşünülmektedir.

Kuş gribinin, özellikle patojenitesi yüksek formla oluşan salgınların, özellikle gelişmekte olan ülkelerde kümes hayvanları endüstrisi ve çiftlik sahipleri üzerindeki etkileri son derece yıkıcı olabilir. Kuş gribi salgınları bir ülkenin içine yayılacak olursa, kontrol altına alınması çok güç olabilir. Örneğin 1992’de Meksika’da patojenitesi düşük virusla başlayan salgın, oldukça ölümcül bir biçime dönüşmüş ve 1995’e dek kontrol altına alınamamıştır.

Hastalık, ülkeden ülkeye canlı kümes hayvanlarının ticareti aracılığıyla yayılabilir. Göçmen kuşlar da virusu uzaklara taşıyabilir; geçmişteki patojenitesi yüksek kuş gribinin uluslararası yayılımı böyle açıklanmaktadır.

İnsanda kuşa özgü influenzavirus A H5N1 infeksiyonu: Kuş gribi virusları genellikle insanları doğrudan infekte etmez ve insanlar arasında dolaşmaz. İnsanda kuş gribi viruslarıyla oluştuğu bildirilmiş doğal infeksiyon sayısı çok azdır. Ancak gönüllü çalışmalarıyla kuş kökenli kimi viruslarla infekte edilmiş insanlarda kısa süreli infeksiyonların geliştiği de gösterilmiştir. İnsanlardaki olguların infekte kümes hayvanları veya kontamine yüzeylerle temas sonucunda geliştiği düşünülmektedir. Kuş gribi viruslarının insanlar arasında tutunabilmesine karşı bir dereceye kadar etkili bir engelin bulunduğu açıktır. Bu engel, gen segmentlerinden bir ya da birkaçıyla ilişkilidir.

İnsandaki olgular, kümes hayvanları arasında patojenitesi yüksek kuş gribi salgınlarıyla eşzamanlı olarak görülmektedir. Çünkü kuşlardaki infeksiyonun yayılması, insanların direkt infeksiyonu için doğacak fırsatları artırır. Zaman içinde daha çok insan infekte olup bunlar bir de insana ve kuşa özgü influenzavirus suşlarıyla aynı anda infekte olurlarsa, bu insanlar insandan insana kolayca bulaşmayı sağlayacak insan genlerine sahip olan yepyeni bir alt tipin yoğrulduğu bir hamur teknesi gibi işlev görebilir. Böyle bir olay, bir grip pandemisinin başlangıcı da olacaktır.

H5N1 suşunun sağlık çalışanları, aile bireyleri, tavukçuluk yapanlar ve tavuk imha ekiplerinde çalışanlarda insandan insana çok sınırlı bir biçimde de olsa bulaşabildiği anlaşılmaktadır. Bu gruplarda virusla infeksiyonu gösteren H5 antikorları belirlenmişse de ağır hastalık gelişen bir olguyla karşılaşılmamıştır. Tavukçuluk yapanların %17’sinde, tavuk imha edenlerin %3’ünde, temaslı sağlık çalışanlarının %3.7’sinde, temas etmemiş sağlık çalışanlarının ise %0.7’sinde antikor saptanmıştır.

 

Kuşa özgü influenzavirus H5N1 ile oluşan insan infeksiyonunun klinik gidişine ilişkin yayımlanmış bilgiler sınırlıdır. 1997 Hong Kong salgınında hastalananlarda gripteki gibi tipik belirtiler (ateş, boğaz ağrısı, öksürük ve kas ağrıları), göz infeksiyonları, pnömoni, akut sıkıntılı solunum sendromu (ARDS), çoğul organ yetmezliği, lenfopeni, karaciğer enzim düzeylerinde yükselmeler ve pıhtılaşma bozuklukları gibi belirti ve bulgular bildirilmiştir. Salgın, gerek önceden sağlıklı erişkin ve çocukları, gerekse kronik tıbbi sorunları olanları etkilemiştir.

Tüm hayvan ve insan influenzaviruslarının tanısında kullanılan hızlı ve güvenilir testler bulunmaktadır. WHO’nun Küresel Grip Ağı’nda yer alan birçok laboratuvarın, bu testleri yapmak için gerekli yüksek güvenlik olanakları ve reaktiflerin yanı sıra, önemli ölçüde deneyimi de vardır. İnsan gribinin tanısı için hızlı yatak başı testleri de bulunmaktadır. Ancak bunların, en son olguların tam olarak anlaşılabilmesi ve insan infeksiyonlarının doğrudan doğruya kuşlardan mı ya da insandan insana mı yayıldığının belirlenmesi için gereksinim duyulan testler kadar kesin bir bilgi vermeleri söz konusu değildir.

Kimileri hem tedavide hem korunmada kullanılmakta olan antiviral ilaçlar, influenzavirus A suşlarına karşı başka bir sağlık sorunu olmayan erişkin ve çocuklarda klinik olarak etkilidir. Ancak kullanımlarını sınırlandıran bazı yönleri vardır. Bunların kimileri aynı zamanda pahalı ve stokları sınırlı ilaçlardır.

 

        1997’den bu yana insanda belgelenmiş kuş gribi örnekleri:

 1996 yılına değin insandan kuş gribi virusunun (H7N7) izolasyonuna ilişkin toplam üç olgunun kaydı bulunmaktayken, bu tarihten sonra kuş gribi viruslarıyla oluşmuş insan infeksiyonlarının profilinde çarpıcı bir artış olmuştur.

1997: Hong Kong’ta, tavuklar arasında kuşa özgü influenzavirus A (H5N1) infeksiyonu salgını çıkmıştır. Bu sırada 18 insan hastalanmış, bunlardan 6’sı ölmüştür. Olgulardan birinde çiftlikte bulunan, 17’sinde ise pazarlarda satılan hastalıklı kuşlarla temas söz konusudur. Salgını kontrol altına almak üzere 3 gün içinde toplam 1.5 milyon kümes hayvanı itlaf edilmiştir. Böylece dünyanın yeni bir pandeminin eşiğinden döndüğü düşünülmektedir.

1999: Hong Kong’ta iki çocukta kuşlardaki patojenitesi yüksek olmayan influenzavirus A H9N2 infeksiyonu kanıtlanmış ve her iki çocuk da iyileşmiştir. Hastalığın geçişinde kümes hayvanlarının rol oynadığı düşünülmüş; ancak insandan insana geçiş olasılığı üzerinde de durulmuştur. 1998-1999’da Çin’de başka insan H9N2 infeksiyonları da bildirilmiştir.

2003: Çin’den yeni dönen Hong Konglu bir baba ve oğlundan kuşa özgü influenzavirus A (H5N1) izole edilmiş, hastalanan baba ölmüştür. Bu iki kişinin nasıl infekte olduğu tam olarak açıklanamamıştır. Öte yandan adamın kızı da Çin’deyken hastalanarak ölmüş, ancak bunun H5N1 virusuna bağlı olup olmadığı belirsiz kalmıştır.

2003: Şubat ayında Hollanda’da kuşlar arasında patojenitesi yüksek olan H7N7 kuş gribi baş göstermiştir. Daha sonra tavuk çiftliği çalışanları ve bunların aile bireyleri arasında konjonktivit ve/veya gripal infeksiyon tablosu biçiminde bir salgın ortaya çıkmış ve bu salgından etkilendiği düşünülen 260 kişiden 82’sinde kuşa özgü influenzavirus A (H7N7) infeksiyonu olduğu doğrulanmıştır. Üç olguda insandan insana geçişle ilgili kanıtlar bulunmuştur. Ayrıca 260 kişiden 6’sının H3N2 virusu yönünden pozitif olduğu gösterilmiş; ancak bunların hiçbiri aynı zamanda H7N7 yönünden de pozitif olarak bulunmamıştır. Bu salgın sırasında profilaktik antiviral ilaç almamış ve infekte kuşlarla temas etmiş olan 57 yaşındaki bir veteriner ARDS tablosundan ölmüştür. Salgını kontrol altına almak üzere toplam 100 milyon olan kuş nüfusundan 30 milyonu bir hafta içinde itlaf edilmiştir.

2003: Aralık ayının ortalarında Hong Kong’da bir çocukta H9N2 infeksiyonu saptanmış ve çocuk iyileşmiştir.

2003-2006 kuş gribi salgını: 2003 Aralık ayının ortalarından beri, Güney Kore’den başlayarak Doğu Asya ülkelerinde tavuk ve ördeklerde görülen patojenitesi yüksek kuş gribi salgınlarının sayısında artış olduğu bildirilmektedir. Kimi yabanıl kuş türleri ve domuzlarda da infeksiyonlar bildirilmiştir. Böyle patojenitesi yüksek kuş gribinin çeşitli ülkelerde aynı zamanda ortaya çıkan salgınlarla birlikte hızla yayılması, eşine hiç rastlanmadık bir durumdur ve veteriner tababetin yanı sıra beşeri tababeti de yakından ilgilendirmektedir.

Kümes hayvanları arasındaki bu salgınların kaygı yaratmasının birkaç nedeni vardır. İlkin, bu salgınların çoğunda “H5N1” olarak bilinen patojenitesi yüksek suşun belirlenmesi, insan sağlığı yönünden özellikle kaygı kaynağı olmuştur. H5N1, yakın geçmişte iki kez tür engelini aşarak insanlarda da ağır ve mortalitesi yüksek bir hastalığa neden olmuş bir alt tiptir ve şimdi de başta Vietnam ve Tayland’da olmak üzere gittikçe artan sayıda insanı etkilemiştir.

İkinci ve daha da önemli bir neden, bugünkü durumun insanlarda yeni bir grip pandemisine yol açması olasılığıdır. Bir kişi, hem kuş hem insan viruslarıyla aynı anda infekte olduğu zaman, her iki türe özgü influenzaviruslar, gen değiş tokuşu yapabilir. İnsan vücudunda gerçekleşen bu gen değiş tokuşu tümüyle yeni bir influenzavirus alt tipinin ortaya çıkmasına yol açabilir ki, bu virusa karşı doğal bağışıklık, varsa bile, ancak çok az kişi için söz konusu olacaktır. Ayrıca, her yıl halen dolaşımda olan suşlara karşı ve mevsimlik salgınlar sırasında insanları korumak üzere hazırlanan kullanımdaki aşılar, böyle tümüyle yeni bir influenzavirusa karşı etkisiz kalacaktır. Yeni virus yeterince insana özgü virus geni de içeriyorsa, yalnız kuşlardan insana değil, insandan insana direkt bulaşma da olabilir. Bu durumda yeni bir grip pandemisinin başlaması için gereken koşullar da sağlanmış olacaktır.

En kaygı verecek durum ise yüksek mortalitesi olan ağır hastalığın art arda birkaç kez kişiden kişiye bulaştığının gösterilmesidir. 1918-1919 büyük grip pandemisi sırasındaki durum böyle olmuştur. 4-6 ayda tümüyle yeni bir influenzavirus alt tipi ortaya çıkmış ve iki yıl boyunca baş gösteren çeşitli infeksiyon dalgaları halinde yeryüzüne yayılmıştır.

Sonuç olarak, insan kökenli virustan insanlar arasında replikasyona ve yayılmaya olanak veren gerekli gen(ler)i almış, ancak farklı bir hemaglütinin yüzey glikoproteini olan, dolayısıyla insanların immünolojik olarak yabancı olduğu yeni bir virus her an ortaya çıkabilir. Bu durumda, tarım ve hayvancılık uygulamaları nedeniyle, çok sayıda insan, domuz ve kuşun bir arada yaşadığı Uzakdoğu’da ortaya çıkacağının işaretlerini 20. yüzyılda vermiş olan bir pandeminin başlaması hiç de sürpriz olmayacaktır.

 

Kuşlarda: 2004'ün ilk aylarında kümes hayvanları arasında Çin, Endonezya, Güney Kore, Hong Kong, Japonya, Kamboçya, Laos, Tayland ve Vietnam’da saptanmıştır. Güney Kore ve Japonya'daki H5N1 salgınları kontrol altına alınmakla birlikte, Vietnam, Tayland, Endonezya, Kamboçya, Laos ve Çin'deki salgınların ne ölçüde kontrol altına alındıkları belli değildir. Sonra Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE)'ne, Endonezya (28 Haziran), Vietnam (1 ve 12 Temmuz), ve Çin (6 Temmuz)'den patojenitesi yüksek kuş gribi (H5N1) bildirimleri yapılmıştır. Bu salgın sırasında bugüne değin 100 milyonun üzerinde kümes hayvanı ölmüş ya da itlaf edilmiştir. Salgın, 2004 Mart sonlarına doğru geçici olarak kontrol altına alınmışsa da Haziran 2004 sonlarında Çin, Endonezya, Kamboçya, Tayland ve Vietnam'da yeniden baş göstermiş ve Malezya'ya da sıçramıştır.2005'te ise salgının görüldüğü ülkelere, Çin, Endonezya, Kamboçya, Tayland ve Vietnam'ın yanı sıra Rusya, Kazakistan ve Moğolistan’dan sonra Türkiye, Romanya , Hırvatistan ve Ukrayna da eklenmiştir. Türkiye'de 15 Ocak 2006 itibariyle kanatlılarda H5N1 virusunun pozitif bulunduğu 13 il vardır: Iğdır, Erzurum, Şanlıurfa, Erzincan, Ağrı, Bitlis, Yozgat, Ankara, Bursa, İstanbul, Van, Aydın ve Kars. Kuş gribi şüphesi olan iller ise Muş, Ardahan, İzmir, Isparta, Konya, Karaman, Siirt, Karabük, Sivas, Bayburt, Elazığ, Diyarbakır, Eskişehir, Muğla, Batman ve Malatya'dır.

 

 

        KANATLILARDA HASTALIK BULGULARI

Hastalığın bulguları  türlerin yaşına,cinsine, virus suşlarının virulansı, çevre  ve aynı anda seyreden bakteriyal hastalıklar semptomların üzerine etkilidir. Virlülans her virüste olduğu gibi konakçı – virüs arasındaki ilişkiye bağlıdır. İnfluenza virüsü bir kanatlı türü için patojen olduğu gibi başka bir kanatlı türü için patojen olmaya bilir.  Bazı hayvanlar ( yabani ördek, deve kuşu ve diğer su kuşları ) klinik belirti göstermezler. Ancak konakçıdırlar.

 

Hayvanlarda Antemortem Bulgular:

Belirtiler

Karakteristik özellik

TAVUK

İnkubasyon süresi

3 – 7 gün

Klinik bulgular

Hasta hayvanlarda vücut ısısı yükselir, tüyler kabarır,

iştahsızlık, depresyon ve tüylerde kabarıklık, önce parlak yeşil daha sonra beyaz sulu ishal vardır.

Öksürük, aksırık , hırıltı , aşırı göz yaşı salgısı

Yumurta üretiminde düşüş

Hasta hayvanların göz kapakları kapanabilir, konjuktiva şişmiş ve kırmızı renktedir.

Sakal ibik ve gözlerin çevresinde karakteristik olarak ödem ve siyanoz

Kloakada kan, karın boşluğu membran yüzeyinde peteşiyal kanamalar

Conjunctiva’ da şişlik ve kanamalar

Ayak ve eklemler arasında yaygın kanamalar

Öksürük/aksırık

Denge kaybı

Sinir sistemi bulguları ( paralysis vb )

Komplikasyonlar

Yumurta veriminde durma, ve enfeksiyon başlangıcında fazla miktarda yumuşak kabuklu ve şekilsiz yumurta
Canlı kalan hayvanlar güçsüzdür, haftalar sonra yumurtlamaya başlarlar

Ölüm oranı  (Mortalite)

Patojen virus suşlarında morbidite  ve mortalite oranları % 100’e ulaşır
Ölümler hemen yada semptomlar görüldükten engeç 1 hafta sonra başlar. çoğunlukla 48 saat içinde ölümler başlar.

HİNDİLER

İnkubasyon süresi

3 – 7 gün

Klinik bulgular

Hasta hayvanlarda vücut ısısı yükselir, tüyler kabarır,

iştahsızlık, depresyon ve tüylerde kabarıklık, önce parlak yeşil daha sonra beyaz sulu ishal vardır.

Öksürük, aksırık , hırıltı , aşırı göz yaşı salgısı

Yumurta üretiminde düşüş

Baş ve boyunda ödem

Hasta hayvanların göz kapakları kapanabilir, konjuktiva şişmiş ve kırmızı renktedir.

İbik ve sakallarda şişme ve siyanoz

Karın boşluğu membran yüzeyinde peteşiyal kanamalar

Conjunctiva’ da şişlik ve kanamalar

Ayak ve eklemler arasında yaygın kanamalar

Öksürük/aksırık

Solunum yolu bulguları ( Trachea sorunlarına bağlı )

 Denge kaybı

Sinir sistemi bulguları ( paralysis vb )

Komplikasyonlar

Yumurta veriminde düşme
Ani ölüm
Canlı kalan hayvanlar güçsüzdür, haftalar sonra yumurtlamaya başlarlar

Ölüm oranı  (Mortalite)

% 100’ lere kadar varabilir
Hindilerin çoğu 3 – 10 gün içinde ölür

EVCİL ÖRDEK VE KAZLAR

İnkubasyon süresi

3 – 7 gün

Klinik bulgular

Yumurtacılarda görüldüğü gibi depresyon, iştahsızlık ve ishal

Sinuslarda şişme, sinüzitiz

Genç hayvanlarda sinirsel bulgular

Komplikasyonlar

Yumurta veriminde düşme
Ani ölüm
Canlı kalan hayvanlar güçsüzdür, haftalar sonra yumurtlamaya başlarlar

Ölüm oranı  (Mortalite)

% 100’ lere kadar varabilir

Aeillo 1998, APHIS, Beard 1998, Capua 2001, OIE 2002,

 

 

OTOPSİ BULGULARI

Hayvanlarda HPAI Otopsi Bulguları

Kanatlı

Karakteristik özellik

Tavuklar

 

Patolojik bulgular virusun virulensine ve kanatlı türlerine göre değişkenlik gösterir. Ölüm sertliği ölümü takiben hemen şekillenir. Perakut hastalık nedeniyle herhangi bir lezyon belirlenemezken ileri safhalarda;

Kaslarda şiddetli kanamalar,

Dehidrasyon,

Baş ve boyun bölgesinde subkutan ödemler,

Burun ve ağız boşluğunda irinli akıntı,

Konjuktiva'da  şiddetli kanamalar. Bazen peteşiler de görülebilir

Tracheanın lumeninde yoğun mukoz exudatı, ya da şiddetli hemorajik tracheitis,

Ovaryumlar hemorajik yada nekroz nedeniyle koyu renkli olabilir
Pankreas da hemorajiler ye da peteşiler vardır.

Sternum'un iç kısmında serosada ve abdominal yağlarda, serosal yüzeylerde ve vücut boşluğunda peteşiyal kanamalar,

Böbreklerde ağır kanamalar, bazen tubuluslarda ürat birikintileri ile birlikte ovaryumlarda hemorajiler ve dejenerasyon,

Proventrikulusun mukozal yüzeyinde, özellikle taşlık ile birleşme yerinde hemorajiler,

Taşlık'ın iç tabakasında hemorajiler ve erozyonlar (ülserler),

Bağırsak mukozasındaki lenfoid dokularda hemorajik odaklar,

Yumurta tavuklarında yumurtalıklarda kanamalar veya nekrotik odaklarla birlikte dejenerasyonlar,

 

Hindiler

Hindilerde; lezyonlar tavuklarda görülenlerle benzerdir, fakat aynı derecede belirgin olmayabilir.

Evcil Ördekler

Ördekler; HPAI ile  enfekte olabilir ve virusu saçabilir, klinik semptomları ya da lezyonları göstermeyebilir.

Beard 1998, OIE 2002.

 

Fotoğraflar

 

              TEŞHİS

              KLİNİK VE OTOPSİ BULGULARI

Klinik semptom ve otopsi bulguları kesin teşhis için yeterli değildir. Avian influenza, İnfeksiyöz bronşitis, enfeksiyöz laringotracheitis, tavuk kolerası, Newcastle, mikoplazma enfeksiyonları ve marek hastalığının birçok farklı formuyla karıştırılabilir.Bu nedenle kesin teşhis için laboratuvara yeterli sayıda hasta veya yeni ölmüş hayvan gönderilerek klinik ve otopsi bulguları dikkatlice gözden geçirilir ve virus izolasyonu, serolojik muayeneler ve histopatolojik uygulamalara başvurulur.

    

HASTALIKTAN KORUNMA

HAYVANLARDA KORUNMA ÖNLEMLERİNİN ALINMASI

Avian Influenza hastalığına yönelik bir tedavi yoktur. Sürünün direncini arttırmak için yem ve sularına vitamin, sekonder enfeksiyonları önlemek için yeme antibiyotikler katılır. Hastalıktan korunmak amacıyla dışarıdan sürüye kesinlikle hayvan katılmaması ve dışarıdan içeriye ve içeriden dışarıya hayvan giriş ve çıkışlarının durdurulması kuralına uyulması gerekir. Kümeslere yabani kuş ve rodentlerin girişi engellenmeli, bakıcıların dışında kümeslere kimsenin girişine izin verilmemeli, kümes girişlerine dezenfektanlı küvetler konulmalıdır. Kümeslerin etrafındaki alanlar temizliği kolay olan ve dezenfekte edilebilen malzemelerden yapılmalıdır.

Elde edilen bilgiler, hastalığın insanlardaki şeklinin, özellikle hastalığın görüldüğü çiftliklerle ilgili olduğunu gösterdiğinden, tavuk çiftliklerinde çalışanların korunma önlemlerini uygulamaları (eldiven, maske, kişisel hijyen vb.) sağlanmalı, bu kişiler hastalıkla ilgili olarak bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmelidir.

Virus 56°C’de 3 saatte, 60°C’de 30 dakikada etkinliğini yitirmektedir. Virus dışkıda yüksek orandaki nem ve düşük ısıda canlılığını daha uzun süre sürdürür. Enfekte gübrede 4°C de 30-35 gün, 20°C''de 7 gün, kış mevsiminde sulu dışkıda 105 gün canlı kalır. Bu nedenle kümeslerin periyodik dezenfeksiyonu, temizliği, havalandırması, gıda ve su hijyeni, kümes ısısı ve rutubeti, hayvan bakıcılarının temiz tulum, dezenfekte edilmiş çizme ve eldiven kullanmaları sağlanmalıdır.

Etken çevre koşullarında özellikle soğuk ve nemli ortamlarda oldukça uzun bir süre canlılığını sürdürebilir. Ancak virusun dış çeperi lipit içeren bir zarla çevrili olduğundan kolayca inaktive olur ve stabil hale getirilebilir. Ultraviole ışınları ile inaktive edilebilir. Enfektivitesi uygun dezenfektanlarla yok edilebilir. Sıcak ve kuru ortamda, yüksek ve düşük pH derecelerinde inaktive olabilir. Virus hasta hayvanların nasal sekresyonları ve dışkıları ile etrafa saçılır ve kümes şartlarında 5 hafta kadar canlılığını sürdürür. Dokularda, dışkı ve suda uzun süre canlı kalır. Bu nedenle hastalığın kontrolünde en önemli problem gübredir.

Hayvan popülasyonlarında enfeksiyöz hastalıkların kontrolüne yönelik olarak sabit kuralların geliştirilmesi, enfeksiyonun ortaya çıkmasında çok sayıda değişkenin yer almasından dolayı oldukça zordur. Bununla birlikte, kanatlı influenza hastalığında bazı temel senaryolar düşünülebilir ve daha önceden yapılmış bazı gözlem ve çalışmalar temel alınarak kontrolde yardımcı olabilecek prensipler geliştirilebilir.

Kanatlı Influenza enfeksiyonu riskinin olması durumunda planlanması gereken önemli bir çok aşama vardır. İlk aşamada, bölgede enfeksiyonun ilk olarak görüldüğü popülasyon belirlenmelidir. Enfeksiyona neden olan virüs yüksek düzeyde patojen bir virüs ise enfeksiyonun ilk gözlendiği popülasyonun belirlenmemesi ciddi bir problem oluşturmaz buna karşın virüs düşük düzeyde patojen ise söz konusu popülasyonun belirlenmemesi ciddi bir probleme neden olabilir.Bu nedenle, enfeksiyonun riski altında olan bölgelerde düşük düzeyde patojen influenza virüsü kökenli enfeksiyonların olabildiğince erken teşhisine yardımcı olacak özel gözetim sistemleri geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.

İkinci olarak, enfeksiyonun bölgede varolan endüstriyel kanatlı popülasyonuna yayılıp yayılmadığı değerlendirilmelidir. Bu, enfeksiyonun kontrolünde uygulanacak stratejileri belirleyecek kişiler için sağlanması gereken çok önemli bir değerlendirmedir.

Kanatlı Influenza salgını popülasyonda tanımlandıktan sonra enfekte çiftlerde, kesim hayvanlarının kontrollü ticareti veya itlafı temelli eradikasyon uygulamaları geliştirilmelidir. Kesim hayvanlarının itlafı yada kontrollü ticareti arasında verilecek bir karar virüsün virüülansı ve bulaşıcılık düzeyi, enfeksiyondan etkilenen popülasyonların civarında yer alan kanatlı çiftliklerinin yoğunluğu, enfeksiyondan etkilenen hayvanların ekonomik değeri, kesim itlaf uygulamasının biçimi, çiftçi ve üreticilerin yaklaşımı gibi birçok parametreye bağlıdır. İtalya’da düşük düzeyde patojen influenza virüsü kökenli enfeksiyona yakalanan erken yaşta etçi tavuklar, damızlıklar ve yumurtacılar itlaf edilirken kesim yaşına yaklaşan ileri yaşta etçi tavuklarda kontrollü ticaret tercih edilmektedir. Böylesi bir strateji çiftliklerde sınırlama dönemlerinin kısaltılabilmesini olanaklı kılar (enfeksiyona yakalanmış erken yaşta hindiler, damızlıklar veya yumurtacıların çiftliklerde tutulması durumunda çiftlikte sınırlama dönemi aylara kadar çıkabilir)ve dolayısıyla yeni kuşak kanatlıların yeniden daha hızlı stoklanmasını kolaylaştırır.

 Buna ek olarak, risk altında olan bölgelerde, canlı kanatlı, taşıyıcı araç ve teknik personelin bir yerden başka bir yere hareketi üzerine sınırlayıcı uygulamalar konulmalıdır. Enfeksiyonun teşhisi ve kitle aşılama programının uygulama zamanı arasında  geçen süre ile aşılama programının etkinliği arasında ters  bir ilişki vardır.Enfeksiyonun teşhisi ve aşılama arasında geçen süre ne kadar  kısa olursa aşılama o kadar etkili olur.Bu nedenle  herhangi bir ülkede kanatlı influenza enfeksiyonunun kontrolünde  aşılama olası bir seçenek olarak düşünülüyorsa , enfeksiyonun teşhisi ile aşılama arasında geçen süreyi  kısa tutabilmek için ülkede aşı bankalarının kurulması üzerinde durulması gereken önemli bir nokta olmalıdır. Eğer aşılama korumada önerilen bir strateji ise aşı bankaları acil kullanım için hazır hale getirilmeli ve aşılama programının etkinliğinin değerlendirilebileceği, aşılı popülasyonda saha virüsünün varlığının araştırılabileceği etkili kontrol stratejileri geliştirilmelidir.

 

Etkin Biyogüvenlik

 

Virusun yayılmasını engellemek ve sürüleri enfeksiyondan korumanının en iyi yolu etkin bir biyogüvenlik programının uygulanması ile mümkündür. Evcil kanatlılarla yabani kuşlar ve özellikle yabani ördeklerle temasın olmaması gerekir .

Açıkta beslenen sürüler enfeksiyon riski altındadır. Bu nedenle her türlü açıkta beslemenin engellenmesi gerekir. 

Yabani su kuşlarının konakladığı göllerden elde edilen içme suyu enfeksiyon etkenlerini taşıyacağından mümkünse kullanılmamalı, kullanılacaksa mutlaka dezenfekte edilmelidir.

Bir başka sürüden diğerine hayvan transferi yapılmamalıdır.

Kümeslere giriş çıkış kontrol altına alınmalıdır.

Kümeslere gelen insanların koruyucu kıyafetler giymeleri sağlanmalıdır ( çizme, kıyafet, eldiven, ağız maskesi ve şapka ).

Giriş çıkışlarda dezenfektanların uygulanacağı alanların inşa edilmesi ve dezenfeksiyonun uygulanır olmasının sağlanması gerekir.

Temizlik ve dezenfeksiyon programına mutlaka uyulması gerekir.

Dezenfeksiyonda etkinliği kanıtlanmış dezenfektanların kullanılması gerekir.

Dezenfektanların seçiminde ‘’dezenfektan-virus temas süresi ve ‘’organik kirlilikte’’ etkinliğini gösterecek bir ürün ye da ürünlerin seçilmesi gerekir.

‘’ All in /All out’’ programının tercih edilmesi gerekir.

Yalnızca görevli personel ve araçların işletmelere girişi sağlanmalıdır.

Temizlenmiş ekipman ve araçların giriş ve çıkışına izin verilmelidir.

Başka bir kümes veya çiftlikten ekipman transferi yapılmamalıdır..

Kuş gribinden etkilenen bölgelerde yapılması gerekenler

 

İnsanlar, zorunlu olmadıkça tavuklarla, ördeklerle veya daha başka kümes hayvanlarıyla temas etmekten kaçınmalıdır. Kuş gribi virüsünün bulaşmasını önlemenin en iyi yolu budur.

Çocuklar, kümes hayvanlarının tutulduğu yerlerde oyun oynayabileceklerinden yüksek risk altındadır. Çocukları ölü veya hastalıklı kümes hayvanlarından kesinlikle uzak tutunuz. 

Çocuğunuza şu temel kuralları öğretiniz:

 

Hiç bir kuşa, kümes hayvanına, bunların tüylerine, dışkılarına ve daha başka atıklarına kesinlikle el sürülmemelidir.

Kuş veya kümes hayvanlarıyla her türlü temastan sonra eller sabunla ve bol suyla iyice yıkanmalıdır.

Kümes yakınlarında oynanmalıdır.

Sağlıklı olduklarını düşünseniz dahi, canlı veya ölü (kesilmiş veya daha başka bir şekilde ölmüş) tavukları, ördekleri veya daha başka kümes hayvanlarını bir yerden başka bir yere nakletmeyiniz.

Hastalık görülen bölgedeki kümes hayvanlarına uygulanacak işlem bunlar bir başka yere nakledilmeksizin aynı bölge içerisinde yapılmalıdır.

Hastalık görülen bölgedeki kümes hayvanlarını ailenize yedirmeyiniz veya diğer hayvanlarınız için yem olarak kullanmayınız. Bu hayvanların kesimi ve gıda olarak tüketilmesi tehlikeli olabilir.

Eğer kuş gribi vakasının görüldüğü bölgede istemeyerek bir kümes hayvanıyla temas ederseniz; örneğin bir kanatlının gövdesine, dışkısına veya daha başka bir hayvansal atığına eliniz değerse ya da kümes hayvanı dışkısıyla kontamine olmuş (kirlenmiş) olmuş bir zemin üzerinde gezinirseniz:

bu şekildeki her temastan sonra ellerinizi sabun ve bol suyla iyice yıkayın;

ayakkabılarınızı evin dışında çıkarın ve üzerlerindeki tüm kir ve pislikleri iyice temizleyin ve ardından ellerinizi yine iyice yıkayın; ve

7 gün boyunca günde en az bir kez ateşinizi ölçün. Eğer ateşlendiğinizi tespit ederseniz (>37.5°C), hemen bir doktora veya en yakın sağlık kuruluşuna gidin.

 

Hastalanan, kuş gribine yakalandığından şüphe edilen veya ölü hayvanlara nasıl muamele edilmesi gerektiğini bilmek hastalığı kontrol altında tutmanın ve salgın şeklinde yayılmasını önlemenin en etkin yoludur.

 

Ölü veya hastalıklı kümes hayvanlarına işlem uygulamak için bunlarla temas etmeniz kaçınılmaz ise, hastalığın size de bulaşmamasını için kendinizi koruyacak önlemleri mutlaka alın. Koruyucu yüz maskı, gözlük, tüm vücudunuzu saran koruyucu önlük, lastik çizme ve eldiven gibi koruyucu giysiler giyin. Eğer böyle koruyucu giysiler hemen el altında yoksa, pratik ve basit önlem olarak ağzınızı temiz bir bez ile kapatın, koruyucu gözlük takın ve el ve ayaklarınıza plastik torba veya poşet geçirin ve bunların ağızlarını el ve ayak bileklerinize takacağınız bir bant veya ambalaj lastiği ile iyice kapatın. Yıkanabilir bir önlük takın. Eğer hastalıklı veya ölü kümes hayvanları veya kanatlılarla ilk kez karşılaşıyorsanız ve durumun ne olduğundan tam olarak emin değilseniz hemen yetkili mercilere haber veriniz ve bu hayvanlara uygulanacak işlemi bu konuda deneyimi olan personele bırakınız (itlaf personeli, temizlik personeli v.s).

Kümes hayvanlarının tutulduğu avluların ve kümeslerin iyice temizlenmesi hastalığın yayılmasını önlemede yardımcı olur.

Eğer imkânınız varsa, kümes hayvanlarının tutulduğu avlularını ve kümesleri deneyimli kişilere temizletiniz.

Eğer bu mümkün değil ve temizliği sizin bizzat yapmanız gerekiyorsa; gözlerinizi, ellerinizi, ayaklarınızı ve vücudunuzun kir ve pisliklerle temas edebilecek diğer kısımlarını korumak için yukarıda belirtildiği gibi koruyucu giysi ve donanımlar giyiniz. Ölü kuşlar emniyetli bir biçimde gömülmelidir (bk. bir sonraki bölüm).

Etkin bir temizlik sonucunda kanatlıların tutulduğu kümes ve barakalarda hiçbir gözle görünür tüy veya dışkı artığı kalmamalıdır.

Kuş gribi veya tıp dilindeki adı ile avian (kanatlı) gribine yol açan virüs bazı organik maddelerin içerisinde belirli bir süre canlı kalabilir; yani deterjan kullanılarak yapılacak adamakıllı bir temizlik kirlenmenin giderilmesinde önemli bir adımdır. Kümes hayvanlarının tutulduğu yerlerde bulunan tüm organik materyal mümkün olan en kısa sürede oradan uzaklaştırılmalıdır.

Kümes hayvanlarının tutulduğu açık havaya maruz dış mekânların temizlenmesi ve dezenfekte edilerek arındırılması güç olacağından, bu mekânlarda bâki kalabilecek virüslerin doğal ultraviyole ışınım ile yok olmalarını sağlamak için hayvanların en az 42 gün süreyle dışarıya çıkarılmaması gerekir. Havaların soğuk olduğu dönemlerde bu süre daha da uzun tutulmalıdır.

Dış mekânlarda üzerinde bitki örtüsü bulunan yerlerin ve zeminlerin dezenfektan (arıtma ajanı) püskürtülerek temizlenmesi çok kısıtla fayda sağlar; zira topraktaki organik materyal nedeniyle bu kimyasallar çok etkin bir biçimde aktive olamazlar. Kümes hayvanı dışkılarıyla yoğun derecede kirlenmiş olmadığı sürece, kirlenmiş toprağın kaldırılarak yerine temiz toprak koymak suretiyle zemin ıslahı yapılması pek önerilmez.

Ölü kuşlar (kanatlılar) ve bunların dışkıları mutlaka gömülmelidir.

Mümkün olan en kısa sürede en yakın yetkili yerel tarım ve hayvancılık dairesinden ölü hayvanların ne şekilde emniyetli bir biçimde gömülebileceğine dair bilgi alınız.

Ölü kuşları (kanatlıları) ve bunların dışkılarını gömerken toz kalkmasını mutlaka önleyiniz. Gömü çukuru açılacak yeri hafriyata başlamadan önce sulayın. Kuş leşlerini ve bunların dışkılarını en az 1 metre derine gömün.

Ölü kuşlar ve bunlara ait dışkılar bu şekilde gömülmek suretiyle bertaraf edildikten sonra çevreyi deterjan ve bol su ile iyice temizleyin.

Grip virüsleri bir dizi deterjana ve dezenfektana nispeten duyarlıdır.

Kontamine olmuş (kirlenmiş) koruyucu giysiler iyice temizlenmeli ve arındırılmalı veya bertaraf edilmelidir.

Bölgeyi adamakıllı temizledikten sonra üzerinizdeki tüm koruyucu giysi ve donanımları çıkarıp ellerinizi sabun ve bol su ile iyice temizleyiniz.

Üstünüzden çıkardığınız giysi ve donanımları kaynar sabunlu suda iyice yıkayınız. Kurumaları için güneşe asınız.

Kullanılmış eldivenleri ve daha başka bir defa kullanıldıktan sonra atılacak malzemeleri güvenli bir biçimde bertaraf edebilmek için plastik poşetlere doldurunuz.

Lastik çizme ve koruyucu gözlük gibi temizlendikten sonra tekrar kullanılabilecek her türlü giysi ve donanım kalemini su ve deterjanla iyice temizleyiniz, ancak bunları yıkadıktan hemen sonra ellerinizi de aynı titizlikle tekrar yıkamanız gerektiğini unutmayınız.

Güvenilir bir biçimde iyice temizlenmesi mümkün gözükmeyen nesneler imha edilmelidir.

Yine sabun ve bol su ile vücudunuzu da iyice yıkayınız. Saçlarınızı kök derinliklerine kadar yıkayınız.

Kir ve pisliklere veya kontamine olmuş giysilere veya nesnelere temas ederek kendi kendinizi veya temizlediğiniz yerleri tekrar kontamine etmemek için gerekli önlemleri alınız.

En önemlisi, kontamine olmuş herhangi bir nesneyle her temastan sonra ellerinizi mutlaka yıkayınız.

Ayak giysileri de temizlenmelidir.

 Kontamine olmuş olabilecek yerlerde (çiftlik, market veya kümes hayvanlarının tutulduğu ve küslerin bulunduğu avlular gibi) dolaştıktan sonra ayakkabılarınızı sabun ve bol su ile mümkün olduğu kadar iyi temizleyiniz.

Ayakkabılarınızı temizlerken herhangi bir partikülün yüzünüze veya giysilerinize sıçramamasına dikka ediniz. Ellerinize plastik bir poşet geçiriniz; gözlerinizi koruyucu bir gözlük ile koruyunuz ve ağzınızı ve burnunuzu temiz bir bez ile kapatınız.

Kirli bot, çizme ve ayakkabılarınızı iyice temizlenene kadar evin dışında tutunuz.

 

 

 

              İNSANLARDA KORUNMA ÖNLEMLERİNİN ALINMASI

 

Öteki enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi en önemli ve uygun korunma önlemlerinden birisi de dikkatli ve sık el yıkamadır. Ellerin sabun ve su ya da susuz alkol bazlı el antiseptikleri kullanılarak temizlenmesi derideki enfeksiyöz olabilecek maddeleri uzaklaştırır ve hastalığın bulaşmasını önler. Çiğ kümes hayvanlarının işlenmesi sırasında genel hijyen kurallarına uyulması ve etlerin pişirilerek yenmesi riski azaltacaktır. Hasta kuşun yumurtası da enfekte olabilir bu nedenle aynı önlemlerin yumurtalar için de alınması gerekir. Virus dondurmakla öldürülemeyebilir. WHO,gıdaların merkezdeki sıcaklık 70°C olacak şekilde pişirilmesini önermektedir.

Dolaşan virustaki antijen sürüklenmesine bağlı değişiklikleri karşılamak için grip aşısının bileşimi her yıl değişmektedir.

Ancak insana özgü influenzavirus suşlarına karşı koruyucu olan bu trivalan grip aşısı, H5N1 kuş gribi virusuna karşı korunma sağlamaz. Bununla birlikte, kümes hayvanları arasında patojenitesi yüksek kuş gribi salgını yaşanan ülkelerde temas riski yüksek olan kişilere, bu aşının yine de kullanılması önerilmektedir. Böylece insana özgü influenzavirus ve kuşa özgü influenzavirus ile oluşabilecek bir ko-enfeksiyon sırasında herhangi bir gen değiş tokuşu olması, dolayısıyla pandemik potansiyeli olan bir suşun ortaya çıkması olasılığı azaltılabilir.

 

İnsanların yaygın grip semptomları ile kuş gribi semptomları büyük oranda birbirine benzer. Dolayısıyla her grip olan, kuş gribine yakalandığı endişesine kapılmamalıdır. Kuş gribine yakalananlarda gripten farklı olarak gözlerde yanma hissi (konjuktivit) olmadığı bildirilmektedir. Şüpheli durumlarda, (özellikle kanatlı sektörü çalışanları, avcılar, son günlerde güvercin su kuşları ile ilgilenenler) hastaların tıbbi yardım almaları yerinde olur.

Dünya Sağlık Örgütü [(DSÖ) (WHO)], kuş gribi vakasının görüldüğü bölgelere insan gribi  bulaşmasının önüne geçilmesinin çok önemli olduğu görüşündedir. Zira kuş gribi virüsü ile insan gribi virüsü bir araya geldiğinde genetik materyal değiş tokuşu gerçekleşerek yeni  bir virüsün türeme riski çok yüksektir.Kuş gribine benzer belirtiler gösteren kimseler bu sebeple, insan gribi virüsünü  yaymamak için başkalarının yakınında iken, özellikle de çocukların yakınında iken ağız ve  burnundan çıkacak salgılara çok dikkat etmesi gerekir. Öksürürken, aksırırken veya  hapşırırken ağzınızı ve burnunuzu kapayınız. Mendil kullanınız ve bir kez kullandıktan  sonra atınız. Çocuklara da bu şekilde hareket etmeleri gerektiğini öğretiniz Ellerinizi,  burun veya ağzınızdan çıkan salgılar ile temas etmeleri hâlinde sabun ve bol su ile iyice  yıkayınız; zira bu salgılar virüs ihtiva edebilir. Çocuklar kirli elleriyle yüzlerini tutmaya, gözlerini ovuşturmaya ve kirli ellerini  gerektiğinde ağızlarına sokmaya hiç çekinmezler. Öksürdükten, aksırdıktan veya  hapşırdıktan sonra ya da kirli nesneleri tutmaları hâlinde mutlaka ellerini yıkamaları gerektiğini çocuklarınıza öğütleyiniz. Eğer kendinize, ateşlenme ve/veya kuş gribi semptomları gibi hastalık belirtileri sezerseniz hemen yetkili sağlık mercilerine haber veriniz ve sağlık görevlilerinden yardım isteyiniz.

Hastalığın bulaşmasında eller önemli bir bulaşma kaynağıdır. Bu nedenle el temizliğine özen göstermenin, sade kuş gribinden değil daha bir çok tehlikeli hastalıktan korunmada oldukça etkili olduğu unutulmamalıdır.

Avian influenza virüsü uygun şekilde pişirilmiş gıdalardan insanlara geçmemektedir. Virüs ısıya duyarlıdır. Pişirme öncesinde virüsün gıda maddesine bulaştığı  durumlarda bile uygun şekilde pişirilmiş kanatlı veya kanatlı ürünlerinin tüketimini takiben HPNAI virüsü ile herhangi bir kişinin enfekte olduğunu gösteren bir bulgu, bugüne kadar bulunmamaktadır. Hastalıklardan ari bölgelerde kanatlı ve kanatlı ürünleri HPNAI virüsü ile enfekte olma korkusu olmadan hazırlanabilir ve tüketilebilir. Ancak bir korunma standardı olarak, kanatlı ve kanatlı ürünlerinin daima iyi hijyen uygulamalarına göre hazırlanmasını ve kanatlı etinin uygun şekilde pişirilmesini tavsiye etmekteyiz.  Genel olarak yetersiz pişirilmiş kanatlı et ve yumurta tüketilmesi halinde, diğer bilinen gıda kaynaklı hastalıklara (salmonella türü vb.) karşı korunmasız kalınacağı bilinmelidir.

Avian influenza virüsünün birçok tipi enfekte kuşların sadece sindirim ve solunum sistemlerinde bulunur, Var olan çalışmalar, H5N1 virüsü dahil yüksek patojeniteye sahip virüslerin, enfekte kuşların et dahil hemen hemen tüm bölgelerine yayıldığını göstermektedir. Bu nedenle kanatlılarda tavuk vebası (avian influenza) salgınlarının yaşandığı yerlerde, gıdaların hazırlanmasında kanatlı ve kanatlı ürünlerinin uygun şekilde işlenmesi ve pişirilmesi son derece önemlidir.

 Gıdaların hazırlanması sırasında çiğ kanatlı eti veya kanatlı ürünlerinin özsularının, çiğ yenen gıda maddeleri ile temasına veya karışmasına asla izin verilmemelidir. Başka bir deyişle çapraz bulaşmaya fırsat verilmemelidir. Çiğ kanatlı eti veya kanatlı ürünlerinin işlenmesinde gıdaları hazırlayan kişilerin elleri tam olarak yıkanmalı ve kanatlı ürünleri ile temas eden yüzeylerin temizlik ve dezenfeksiyonu yapılmalıdır. Bu amaçla sabun ve sıcak su yeterlidir.

 Tüketicilerin, kanatlı etlerinin tamamen piştiğine (ette pembe bölgelerin bulunmaması), yumurtalarında uygun olarak pişirildiğinden (yumurta sarısında akışkanlık olmaması) emin olmaları gerekmektedir.

Ayrıca açıkta satılan markasız, ambalajsız tavuk eti ve yumurtaların satın alınmaması bir çok gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesi bakımından önemli olduğu gibi avian influenza dan da korunmayı sağlayan önemli bir araçtır.

 Tavuk vebası virüsü düşük sıcaklıklarda en az 1 ay canlılığını sürdürebilmektedir. Bu nedenle soğutma ve dondurma gibi gıdaları genel koruma metotları kontamine olmuş ette virüs konsantrasyonunu yeteri derecede azaltmayacak veya virüsü öldürmeyecektir. Soğutma veya dondurma altında depolanan kanatlılar, taze ürünler ile aynı önlemlerle işlenmeli ve hazırlanmalıdır.

 Yumurtaların hem dışında (kabuk) hem de içinde (yumurta sarısı ve beyazı) virüs bulunabilir. Salgın görülen bölgelerde yumurtalar çiğ veya kısmen pişmiş olarak tüketilmemelidir. Çiğ yumurtalar, virüsün ölmesi için yeterli yükseklikte ısıl işleme (en az 70°C/sn) tabi tutulmadan gıdalarda kullanılmamalıdır.

 Bugüne kadar, Tavuk vebası (HPNAI)  virüsü ile enfekte olan insan sayısının büyüklüğü ile evde kesim ve sonrasında, pişirme öncesi hasta ve ölmüş kuşların işlenmesi arasında bağlantı bulunmaktadır. Bu uygulamalar insanlarda enfeksiyon için en büyük risktir. Uygun işleme ve pişirme, insanlarda enfeksiyon riskini önemli düzeyde azaltabilmektedir.

 

KAYNAKLAR

1.        Alexander DJ, Wood GW, Collins MS, Banks J and Manvell RJ (1996) Recent work on the pathogenicity of avian influenza viruses and the pathogenicity and antigenicity of Newcastle disease virus. In:Proceedings of the 45th Western Poultry Disease Conference, May 1996, Cancun, Mexico, pp. 1-4.

2.       Alexander DJ (1982) Current situation of avian influenza in poultry in Great Brritain, In:   Proccedings of the Frist International Symposium on Avian Influenza, 1981. Carter Composition Corporation, Richmond, USA, pp. 35-45

3.       Alexander DJ (2000) A review of avian influenza in different bird species. Veterinary Microbiology 74,3-13.

4.       Allwrigt DM, Burger WP, Geyer A and Terblanche AW (1993) Isolation of an influenza A virus from ostriches (Struthio camelus). Avian pathol. 22,59-65.

5.       APHIS (Animal and Plant Health Inspection Service). Highly pathogenic avian influenza. Feb 2002 [Web page]

6.       Arda M, Minbay A, Aydın N, Akay Ö ve İzgür M  (1990) Kanatlı hayvan hastalıkları. Ankara Üniversitesi Basınevi Ankara.

7.       Banks J, Speidel E and Alexander DJ (1998) Characterisation of an avian influenza A virus isolated from a human – is an intermediate host necessary for the emergence of pandemic influenza viruses? Archives of Virology 143,781-787.

8.       Beard CW. Avian influenza (fowl plague). In: US Animal Health Association, Committee on Foreign Animal Disease. Foreign animal diseases: the gray book. Ed 6. Richmond, VA: US Animal Health Assoc, 1998 [Full text]

9.       Boyle DB, Selleck P and Heine HG (2000) Vaccinating chickens against avian influenza with fowlpox recombinants expressing the H7 haemagglutinin. Australian Veterinary Journal 78,44-48.

10.    Campos-Lopez H, Rivera-Cruz E y Irastorza- Enrich M (1996) Situacion y perspectivas del programa de erradicacon de la influenza aviar en mexico. In:Proceedings of the 45th Western Poultry Disease Conference, May 1996, Cancun,Mexico, pp.13-16.

11.     Capua I, Marongon S, Selli L, Alexander DJ, Swayne DE, Dalla Pozza M, Parenti E and Cancellotti FM (1999) Outbreaks of highly pathogenic avian influenza (H5N2) in Italy during October 1997 – January 1998. Avian Pathology 28,455-460.

12.    Capua I, Mutinelli F. Mortality in Muscovy ducks (Cairina moschata) and domestic geese (Anser anser vur domestica) associated with natural infection with a highly pathogenic avian influenza virus of H7Nr1 subtype. Avian Pathol 2001 Apr;30(2):179-83

13.    Capua I and Marongon S (2003) The use of vaccınatıon as an optıon for the control of avian influenza. 71st General Session Int.Comm.World organisation for animal health Paris, May 2003

14.    Capua I., Alexander D. (2004) - Avian influenza, recent developments      Avian Pathology, (4), 33

15.    Cattoli G. et al. (2004) Comparison of three rapid detection systems for type A influenza virus on tracheal swabs of experimentally and naturally infected birds - Avian Pathology, (4),

16.    CDC. Basic Information about avian influenza (bird flu) [Web page]

17.    CDC. Human cases of avian influenza A (H7N7) infection, the Netherlands, 2003 [Web page]

18.    Claas CJ, Osterhaus ADM, Beek R, De Jong J, Rimmelzwaan GF, Sene DA, Krauss S, Shortidge KF and Webster RG (1998) Human influenza A H5N1 virus related to a highly pathogenic avian influenza virus. Lancet 351,472-477.

19.    Easterday BC, Hinshaw VS and Halvorson DA (1997)  İnfluenza. In: Diseases of Poultry 10th Edition. Edited by B.W. Calnek H.J. Barnes C.W. Beard L.R. McDougald and Y.M. Saif. pp. 583-606.

20.   Eckroade RJ, Silverman LA and Acland HM (1984) Avian influenza in Pennsylvania. In: Proceedings of the Thirty-third Western Poultry Disease Conference, pp. 1-2

21.    Ellis T. et al. (2004) Vaccination of chickens against H5N1 avian influenza in the face of outbreak interrupts virus transmission   - Avian Pathology, (4), 33

22.   European Commission. (1992, amended 2004) Council Directive 92/40/EEC of 19 May 1992 introducing Community measures for the control of avian influenza. Official Journal of the European Union, L 167, 22.6.1992, p.1

23.   FAO. Recommendations on the prevention, control, and eradication of highly pathogenic avian influenza (HPAI) in Asia. Sep 2004 [Full text]

24.   FAO/OIE/WHO. Joint warning: domestic ducks could pose a new Avian influenza threat. Nov 11, 2004 [Full text]

25.   FAO/WHO. International conference draws up strategy to fight avian influenza. Jul 26, 2005 [Full text]

26.   Fouchier RAM, Schneeberger PM, Rozendaal FW, et al. Avian influenza A virus (H7N7) associated with human conjunctivitis and a fatal case of acute respiratory distress syndrome. Proc Natl Acad Sci 2004. Published online before print January 26, 2004 [Abstract]

27.   Fouchier RAM, Munster V, Wallensten A, et al. Characterization of a novel influenza A virus hemagglutinin subtype (H16) obtained from black-headed gulls J Virol 2005 Mar;79(5):2814-22 [Abstract]

28.   Halvorsan DA, Frama DD, Friendshuh AJ and Shaw DP (1998) Outbreaks of low pathogenicity avian influenza in USA. Proceedings of the 4th International Symposium on Avian Influenza, Athens, Georgia U.S Animal Health Association pp 36-46.

29.   Hinshaw VS, Webster RG and Rodriguez J  (1981) Influenza  A Viruses: Combinations of haemagglutinin and neuraminidase subtypes isolated from animals and other sources. Archives of Virology 67,191-206.

30.   Hinshaw VS, Webster RG and Turner B (1980) The perpetuation of ortomyxoviruses and paramyxoviruses in Canadian waterfowl. Canadian Jornal of Microbiology 26,622-629.

31.    Hirst M. et al. (2004) - Novel avian influenza H7N3 strain outbreak, British Columbia Emerg. Infect. Dis., 10 (12),       2192-2195

32.   Horimoto T, Kawaoka Y. Pandemic threat posed by avian influenza A viruses. Clin Microbiol Rev 2001;14(1):129-49 [Abstract]

33.   http://www.cdc.gov/flu/avian

34.   http://www.dhhs.gov/nvpo/pandemics/fluprint.htm

35.   http://www.fao.org/docrep/field/003/AC361E/AC361E03.htm#anxB

36.   http://www.firstworldwar.com/atoz/influenza.htm

37.   http://www.nfid.org/library/influenza/index.html

38.   http://www.pbs.org/wgbh/amex/influenza/filmmore/transcript/transcript1.html

39.   http://www.pbs.org/wgbh/aso/databank/entries/dm18fl.html

40.   http://www.preventinfluenza.org/content/library/library_epidemiology_pandemic.asp

41.    http://www.who.int/csr/don/2004_01_15/en/

42.   http://www.who.int/csr/don/2004_03_02/en/

43.   http://www2.okstate.edu/ww1hist/home.html

44.   Jorgensen PH, Nielsen OL, Hansen HC, Manvell RJ, Banks J and Alexander DJ (1998) Isolation of influenza A virus, subtype H5N2, and avian type 1 paramyxovirus from a flock of ostriches in Europe. Avian Pathol. 27, 15-20.

45.   Keawcharoen J, Oraveerakul K, Kuiken T, et al. Avian influenza H5N1 in tigers and leopards. Emerg Infect Dis 2004 Dec;10(12) [Full text]

46.   Koch  G (1995) Report of disease  incidence of avian influenza in The Netherlands in 1994. In: Proceedings of the Joint Second Annual Meetings of National Newcastle Disease and Avian Influenza Laboratories of Countries of the European Union, Brussels, 1994, pp 11-12.

47.   Luschow D, Werner O, Mettenleiter TC, et al. Protections of chickens from lethal avian influenza A virus infections by live-virus hemagglutinin (H5) gene. Vaccine 2001 Jul 20;19(30):4249-59 [Abstract]

48.   Lvow DK (1978) Circulation of influenza viruses in naturel biocoenosis. In viruses and Environtment Eds. E. Kurtsak and K. Maramovosch, Academic Pres, New York. Pp. 351-380.

49.   Monto AS. The threat of an avian influenza pandemic. (Perspective) N Engl J Med 2005 Jan 27;352(4):323-4 [Full text]

50.   Naeem K (1998) The avian influenza H7N3 outbreak in South Central Asia. İn: Proceedings of the 4th International Symposium on Avian Influenza, Athens, Georgia. US Animal Health Association. Pp. 31-35

51.    OIE. Evolution of the animal health situation with regard to avian influenza. Aug 29, 2005 [Full text]

52.   OIE. Highly pathogenic avian influenza in the People's Republic of China. May 21, 2005 [Full text]

53.   OIE. Highly pathogenic avian influenza. International Health Code. Chap 2.7.12. 2004 [Full text]

54.   OIE. Highly pathogenic avian influenza. Technical disease card database. Apr 22, 2002 [Web page]

55.   OIE. Update on avian influenza in animals in Asia (type H5). Updated frequently [Full text]

56.   Olsen S.J., et al. (2005) Poultry-handling practices during avian influenza outbreak, Thailand. Emerging Infectious Diseases, Vol. 11, No. 10

57.   Peiris M, Yam WC, Chan KH, Ghose P and Shortridge KF  (1999) Influenza A H9N2: Aspects of Laboratory Diagnosis. Journal of Clinical Microbiology 37,3426-3427.

58.   Perkins LE, Swayne DE. Pathogenicity of a Hong Kongorigin H5N1 highly pathogenic avian influenza virus for emus, geese, ducks, and pigeons. Avian Diseases. 2002,46:1,53-63 [Abstract]

59.   PHS (Poultry Health Services). Fowl plague, avian influenzahighly pathogenic. PHS Avian Influenza Forum [Web page]

60.   Schafer W (1955)Vergleichende sero-immunologischs untersuchungen uber di eviren der influenza und klassichen Geflugelpest. Zeitschrift fur Naturforschung 10b,81-89.Aeillo S, ed. Influenza: Introduction. In: Merck veterinary manual. Ed 8. Whitehouse Station, NJ: Merck & Co, 1998 [Full text]

61.    Shortridge KF (1982) Avian influenza A viruses of Southern China and Hong Kong: ecological aspects and implications form an. Bulletin of the World Health Organisation 60,129-135.

62.   Snaken R, Kendal AP, Haaheim LR, et al. The next influenza pandemic: lesions from Hong Kong, 1997. Emerg Infect Dis 1999;5(2):195-203 [Full text]

63.   Spackman , Suarez D.L. (2005) - Use of a novel virus inactivation method for a multicenter avian influenza reat-time reverse transcriptase-polymerase chain reaction proficiency study  . Vet. Diagn. Invest.,       17 (1), 76-80

64.   Stegeman A, Bouma A, Elbers ARW, et al. Avian influenza A virus (H7N7) epidemic in The Netherlands in 2003: course of the epidemic and effectiveness of control measures. J Infect Dis 2004 Dec 15;190:2088-95 [Abstract]

65.   Stohr K. Avian influenza and pandemicsresearch needs and opportunities. (Editorial) N Engl J Med 2005 Jan 27;352(4):405-07 [Full text]

66.   Suarez D. (2004) - Generation of reassortant influenza vaccines by reverse genetics that allows utilization of a DIVA (Differentiating Infected from Vaccinated Animals) strategy for the control of avian influenza       Vaccine, (22) 23-24, 3175-3181

67.   Suarez DL, Perdue ML, Cox N, Rowe T, Bender C, Huang J and Swayne DE (1998) Comparison of highly virulent H5N1 influenza A viruses isolated from humans and chickens from Hong Kong. Journal of Virology 72,6678-6688.

68.   Swayne D., Beck J. (2005) Experimental study to determine if low-pathogenicity and high-pathogenicity avian influenza viruses can be present in chicken breast and thigh meat following intranasal virus inoculation. Avian Diseases 49:81-85

69.   Swayne D., Beck J. (2004) Heat inactivation of avian influenza and Newcastle disease viruses in egg products. Avian Pathology 33(5), 512-518

70.   Thanawongnuwech R, Amonsin A, Tantilertcharoen R, et al. Probable tiger-to-tiger transmission of avian influenza H5N1. Emerg Infect Dis 2005 May;11(5):699-701 [Full text]

71.    Tweed S.A. et zal. (2004) - Human illness from avian influenza H7N3, British Columbia  Emerg. Infect. Dis., 10 (12),   2196-2199

72.   Ungchusak K, Auewarakul P, Dowell SF, et al. Probable person-to-person transmission of avian influenza (H5N1). N Engl J Med 2005 Jan 27;352(4):333-40 [Abstract]

73.   Utterback W (1984) Update on avian influenza through February 21, 1984 in Pennsylvania and Virginia. Proceedings of the 33rd Western. Poultry Disease Conference, pp. 4-7.

74.   Uyeki TM, Chong YH, Katz JM, et al. Lack of evidence for human-to-human transmission of avian influenza A (H9N2) viruses in Hong Kong, China, 1999. Emerg Infect Dis 2002 Feb;8(2):154-9 [Full text]

75.   Van Born S, Thomas I, Hanquet G, et al. Highly pathogenic H5N1 influenza virus in smuggled Thai Eagles, Belgium. Emerg Infect Dis 2005 May;11(5):702-5 [Full text]

76.   Vieseshkul N. et al. (2004) - The genome sequence analysis of H5N1 avian influenza A virus isolated from the outbreak among poultry populations in Thailand  Virology, (2), 328, 169-176

77.   Villarreal CL and Flores  AO (1998) The Mexican avian influenza H%N2 outbreak. Proceedings of the Fourth International Symposium on Avian Influenza,Athens Georgia. U.S Animal Health Association pp 18-22.

78.   Voyles BA. Orthomyxoviruses. In: The biology of viruses. Ed 2. New York, NY: McGraw-Hill, 2002:147

79.   Webster R.G & Hulse D.J. (2004) - Microbial adaptation and change: avian influenza Rev. sci. tech. Off. int., 23 (2), 453-465

80.   Webster RG, Yakhno M, Hinshaw VS, Bean WJ and Murti KG (1978) Intestinal influenza:Replication and characterization of influenza viruses in ducks, Virology 84,268-276.

81.    Webster RG. Predictions for future human influenza pandemics. J Infect Dis 1997 Agu;176(Suppl 1):S14-19 [Full text]

82.   WHO report. Avian Influenza A (H5N1) Infection in Humans. New England Journal of Medicine 2005; 353: 1374-1385.

83.   WHO. Avian influenza: situation in Viet Nam. Mar 7, 2005 [Full text]

84.   WHO. Cumulative confirmed human cases of H5N1 avian influenza [Web page—open most recent report available]

85.   WHO. Influenza pandemic preparedness and response. Jan 20, 2005 [Full text]

86.   WHO. Laboratory study of H5N1 viruses in domestic ducks: main findings. Oct 29, 2004 [Full text]   

Her  hakkı saklıdır.  Mustafa Tayar  2004